‘BANA DAİR’ Kategorisi için Arşiv

DÖNENCE

Yayınlandı: 25 Aralık 2011 / BANA DAİR

Bir odadayım ve sabahtır odadan çıkmadım dışarı. Bilenler bilir film izlemeyi çok sevdiğimi ve filmlerden nasıl etkilendiğimi. Yine bir film izledim ve kendimi biraz nahoş hissediyorum. Ama niye böyle hissettiğime bir anlam veremiyorum. Biraz buruk biraz tuhaf. Acaba by gün boyu odadadan çıkmadığımdan mı kaynaklanıyor yoksa filmde işlenen temanın piskolojim üzerindeki etkisi mi bilemiyorum. Ama bir yanım buruk. Sanki geçmiş hayatıma üzülüyorum. Geçen ömrümü boş geçirdiğimeüzülüyorum. Ya da geçen zamanın tekrar geri gelemeyeceğine…lise yıllarının..ünüversite yıllarının. Bilemiyorum hayatımda neyi yanlış yaptım yahut kimlere yanlış yaptım ve biye şu anda gözlerim yaşardı. Ben yaşadığım hayata şükretmeli miyim yoksa kahır mı? Bilemiyorum. Ben hiç bir şey bilmiyorum. Aslında çok şey bilmeme rağmen insanlar beni tanımıyor. Yoksa ben mi insanlardan uzağım. Bilemiyorum. Kafam çok dağınık. Niye yazdığımı dahi bilmiyorum. Ne sonuca bağlıyacğımı bilemeden bitiriyorum. Zaten neyi sonuca bağlayabildim ki???

Reklamlar

SENSİZLİK

Yayınlandı: 03 Mayıs 2011 / BANA DAİR

Bugün sensizlik üzerine yazasım geldi. Tezden kafamı kaldırıp ancak bakabildim siteye. Siteye berki her gün bir şeyler ekleyemiyorum ama her gün aklımda siteye yazacaklarımdan daha güzel, daha şiirsi, en güzel kelimelerden daha güzel bir insan var, sen. Konudan konuya atlamadan devam edeyim. Senszilikle ilgili üç kavram geldi bugün aklıma: senin olmadığın günler, senden uzakta sensiz geçirdiğim günler, ve hiç bir zaman gelmesini istemediğim ve beklemediğim bundan sonra senin hayatımda olmadığın günler.

Senin olmadığın günlerle başlayacak olursak senden önce pek de iyi bir yaşantımın olduğu söylenemez şükür param cebimdeydi,yediğim önümde yemediğim ardımdaydı, ama hep bir şeyler eksikti hayatımda. Uzunca bir süre düşündüm neyin eksik olduğunu hayatımda. Saatler günleri günler haftaları ve inan haftalar ayları kovaladı ve ben hala düşünüyordum. Derken bu kadar uzun düşücenin sonunda hayatımdaki eksiği buldum. Beni çekip çeviren, en dar günümde mabedim olacak, güzel alımlı ve en önemlisi de hali tavrı bana uyan bir sevgiliydi aradığım. Uzunca bir süre aynı berbat yaşantıma devam ettim. O yaşantıdan çok kurtulmaya düzelmeye çalıştım ama bu sevgili gelmeden bunu başaramayağıma karar verdim. Aradım, taradım nafile böyle bir sevgili bulamadım. Nasibimiz bir yerlerde yazılmış beni bekliyor düşüncesine kapılarak o sevgilinin gelmesini bekledim. Bu esnada ne bir kadının elini tuttum ne bir kadına kapıldım sürüklendim. O sevgilinin öylece beni bulmasını bekledim. Ve yine uzun bir bekleyişten sonra böyle bir sevgiliyi ancak düşlerde bulabileceğime inandım. Ve gerçek dünyaya adımlarımı atmaya başladım. Derken bu dünyanın çamuruna kapıldım, sürüklendim sürüklendim sürüklendim. Ta ki beklemeyi bıraktığım o nasip, o güzel sevgili beni bulana kadar.

Sen bu hayatta başıma gelmiş en güzel şeylerden birisin. Dert seninle gelsin mutluluk seninle gelsin. Çünkü ben, sensiz gelen mutluluğu da sensiz gelen derdi de çok iyi tattım. Ama senden gelen kadar hiç bir şey beni bu kadar cezbetmemişti. Geldin girdin gönlüme ey nasibim ama uzaktasın.Gönlümdesin ama uzaktasın. Seni senden uzakta yaşıyorum. Seni senden kilometrelerce mesafe uzakta seviyorum. Kolay değil seni senden uzakta sevmek, seni senden uzakta yaşamak. Fakat özelemek bile seni, senden uzakta olmak bile bir ayrı güzel bu bünyede. Senden uzakta geçirdiğim günler yarı buruk. Eksiğim sensiz bu diyarlarda. Öbür yarımı özlüyorum hep. Öbür yarıma kavuşmanın hayaliyle yaşıyorum hep. Geçici kavuşmalar yetmiyor artık bana. Duvağını takıp gelin olup bana geldiğin günün hayaliyle tututşuyor bu deli çocuk. O güne kadar uzağında olucağım hep berki kilometrelerce uzağında berki bir il berki bir mahalle… Fakat uzağında olucağım hep. Şu anki durum bir il uzağında olmaya da benzemiyor her seni istediğimde o gül simanı göreyim. Sen bilir misin senin simanı göremeden geçen günler nasıl elem veriyor bana. Nasıl kendimi derin kuyularda ışıksız hissediyorum. Nasıl kanadı kırılmış bir kuşun yer yüzündeki kederini yaşaıyorum. Sensiz uçamıyorum harikalar diyarına. Sensiz varamıyorum yediğim yemeğin lezzetine. Halbuki ben değişir miyim seninle yediğim bir kuru ekmeği kral ziyafetlerine. Ah sevgili ah! Bir de aklımdakileri sana daha iyi aktarabilsem. O kadar basit kalıyor ki cümleler sensiz geçen günlerin melun derdinin karşısında. Bilemezsin sevgilim içimdekileri, yüreğimdekileri. Öyle işte sensizlik, kelimelerin ifade edebildiği kadar.

Bundan sonra senin olamdığıı düşünmek. Mazur gör beni sevgili sana satır satır anlatırdım bunları. Nasıl olacağını sensiz geçen günlerin ama mazur gör beni sevgili. O günlerin elemini, kederini düşünmek dahi istemiyorum. Çünkü sensizlik düşüncesi bile tüylerimi ürpertmeye yetiyor. Beni karanlıklarda ışıksız avare avare dolaştırma sevgili. Benim yanımdan ayrılma. Seni sadece bu dünyada değil, ahirette de istiyorum sevgili.

GEL SENİNLE SONSUZA ALLAH’IN KRALLIĞINDA SONSUZA KADAR BAHŞEDECEĞİ MUTLULUKLAYAŞAYALIM.

MUTLULUK ÜZERİNE SAÇMALAMALAR

Yayınlandı: 12 Nisan 2011 / BANA DAİR

Nedir mutluluk? Nerede aranmalıdır? Yetim bir çoçuğun baba özleminde mi, yoksa fiyakalı bir fahişenin tek gecelik yatağında mı? Hepimizin mutluluk tanımı başka başka değil midir? Bu yüzden değil midir mutsuzluklarımız?  Kimimiz çalan hüzünlü bir şarkıda geçmişe dalıp seneleri peşi sıra kovalarken, kimimiz o şarkıdan haz almaz mı? Peki nedir bu iki insanın aynı şarkıdan aldıkları iki ayrı duygu? Mutluluk geçmişten gelen alışkanlıklarımız önümüze serildiğinde bizi gülümsetebilen şeyler midir? Mutluluk bireyin özünde midir yoksa , geçmişinde midir? Nedir mutluluk? Nerede aranmalıdır? Geçmişte mutsuz olduğumuz olaylara şimdi gülümseyebiliyorsak aslında bir önemi var mıdır mutsuzluğun? Yoksa mutluluk, mutsuzluk diye bir şey yok mudur? Anlık sevinçler ve hüzünler mi vardır? Mutluluk sevinmektir mi demeliyiz o halde?

Mutluluk nedir? Nerede aranmalıdır? Bilemiyorum.Peki ben mutlu muyum? Bu kadar çok belirsizliğin arasında mutluyum diyebilir miyim? Karşı taraftan bakarsak mutsuzum diyebilir miyim? Bilemiyorum. Tek bildiğim mutlu da olsak mutsuz da olsak hayatı akışına bırakmak, mutluyum diye bir çok şeyi görmemkten gelmemek, mutsuzum diye küsüp çekip gitmemek lazım. Mutluluğun ardından mutsuzluğun veya tam tersinin geleceği bilinmelidir. Hayat sürdüğü sürece mutluluk ve mutsuzluk yakamızdan eksik olmayacaktır.

İsterdim ki hep mutlu olalım sevdiklerimizle, ama mutsuzluğa haksızlık etmek istemem. Üstelik mutluluk neye göre kime göredir?

Sen nerde bulmuşsan mutluluğu,  mutluluğunun devamını dilerim. Çok da sevinme her mutluluğun ardından mutsuzluk pusuda seni beklemekte. İnce bir çizgide yürüdüğünü bilmelisin.Ben mi nerde buldum mutluluğu. Ben mutluluğu senin mutluluğunda buldum. Ama benimle ama bensiz, mutluluğun mutluluğumdur.

Mutlu olman temennisiyle.

BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN

Yayınlandı: 11 Nisan 2011 / BANA DAİR

Yetmeli bu kadar kavga gürültü artık diyoruz da niye elimizde meşale kötüye en önde biz koşuyoruz. Yetmedi mi çektiğimiz çile yaşadığımız acı. Fazlasıyla yaşadık her şeyi bütün fırtınaları geçirdik bu poyraza mı kapıldık sürükleniyoruz. Bir dur demek lazım aslında acılara. Set çekmek lazım buram buram keder kokan evimizi barkımızı sevdamızı yıkacaksa olan dertlere. Sevdamızı yıkacak olan demişken gerçekten kolay mıdır sevdaların bitmesi. Gerçekten kolay mıdır aşık olmak da kaybetmek bu kadar kolay olsun.Değildir.Aşkı bekleyen insanlar iyi bilirler aşkın nasıl zor kazanıldığını.Aşkı beklerken nerelere sürüklendiğini.Hangi bataklıklarda debelendikçe daha da boğazına kadar çamura battığını.Madem aşkı kazanmak bu kadar zor kaybetmek kolay mıdır.İncir çekirdeğini doldurmayan sebeplerle bu kadar çok şey olurken dünyamızda berki de kolaydır kazanılan aşkı bu kadar kolay kaybetmek.Dikkat etmek lazım yaşanılanlara.Dikkat etmek lazım aşkın kaybedilme ihtimalinin olduğuna.Bir de aşkı kaybetmemek için çırpınan insanlar vardır.Çırpındıkça çıkmazlara sürüklenen.Çıkmaza sürükleyen sevgili midir, yoksa insanın inançsızlığı mıdır.Kim bilir berki de yaşadıklarının ağır gelmesidir.Berki de aşkı bulana kadar yaşadığı birçok acıdır.Anlamak lazım aşk nedir.Yaşamak lazım sevdanın o muazzam inceliğini.Sen yaşarsın da, ya bir başkası gelir de senin muazzam gördüğün sevdaya çamur atarsa.Senin büyük gördüğün değerleri hiçe sayarsa.Öle değil midir.İnsanlar bozmaz mı aşkı sevdaları kendi yanlışları uğruna kendi doğru gördüğü yanlışları uğruna.Kulak asmamak lazım aslında insanların bu çamurlarına.Kapamak lazım kendini bir nebze de olsa eşe dosta.Eğer aşksa bu iki insan arasında var mıdır daha ötesi.Bırak kim ne derse desin bırak kim ne konuşursa konuşsun.Önemli olan aşkın saflığı değil midir.Aşka leke sürmemek değil midir.Aşka yalan sokmamak değil midir.Yalan demişken ne kadar çok azdır değil mi konuştuğumuz sözlerde doğruluk.Alıştık yalana.Kimilerinin yaşadığı hayat yalan değil midir.Kimi ise yalandan kazanmaz mı hayatını.Kimileri ise pembe yalanlarla sürdürmez mi ömrünü.Boşuna dememişler doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar diye.Ama değemez mi doğrudan gelen bu kadar çile karşısında onuncu köyde sultan olmak.Düsturumuz hep bu olmamalı mı.Onuncu köye sultan olmak için dokuz köyden kovulmak çok mu büyük bir şeydir.Yoksa o dokuz köyde ömrümüzü bir esnaf olarak mı geçirmek.Her gün yalanlarla mutlu olmak daha mı yeğdir.Oturdum bir sabah artık düşünmeyi bıraktım bunları düşüncede kalan her şey sonlanmıyor çünkü yazmak lazımmış kafandakileri dökmek lazımmış kağıda.İnsan anlamasa seni anlarmış kağıt halinden.Dinlermiş seni  hiç usanmadan.Huyumdur daldan dala atlamak.Anlattım yine aklıma geldiği gibi.Varsa yanlışım affola.Sonuçta biz de insanız.

Günahsız hatasız insan var mıdır?